Bershka’ydı sağnırım joe
vazgeçmenin rengidir kahverengi
giyinirken beni unut
soyunurken unutma
tılsımını tekrarlayan bir tesadüf gibi
birdenbire anımsadım
gerçekliğinden süzülüp giden
bu şiiri yazarken
tanıştığımız gün üstündeki o takım elbiseyi
7 Mart 2001 gecesiydi
ve ben o gece birdenbire kamaşarak sevdim seni
üstünde bir daha görmediğim o elbise
şimdi bu şiiri yazarken
gözlerimin önünde
vazgeçmenin rengi gibi.
Ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum
Ne tuhaf, vaktim olmazdı
Yalnızlığı bunca bilirken
Kendimi hiç yalnız sanmazdım
Çevremde hep birileri vardı,
Ben hep birilerinin yanındaydım
Günler belirsiz bir gelecek için neredeyse kendiliğinden hazırlanırdı
Aramızda habersiz gidip gelen gündelik armağanlarla
Kendi kendini taşıyan bir ırmağın akıntısında hayat
Bizi kendi sahillerimize ulaştırırdı
Bazı evlerden taşınırdık, bazı insanlar girip çıkardı hayatımıza
Bazı mektuplar alırdık, bazı sözler, çiçek selamları
Sonraları bazı tanıdıklarımızın ölümleriyle de karşılaştık
Elde olmayan nedenler
Sudaki halkalar gibi genişleyen
Küçük alınganlıklardan büyük dargınlıklara
Vezgeçişler, unutuşlar, kayıplar
Birbirimizi çok sevdik hep
Yıllarla azala azala.
(…)
Ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum
Her zaman yalnızdım, bunu biliyorum
Büyücü ellerimin kara sanatı yazı
En çok ben onardım dostlukları, en çok benim elim dikiş tuttu
Bağışlamasız sanırken kendimi
En çok ben unuttum kalbimin benden sakladıklarını
Tığla içeri çektim takılmış kazakların ipini
Denenmemiş başlangıçları göze aldım,
Hafifletilmiş hasarları, görmezden gelinen enkazı
Mutfağı beklemek hep bana kaldı
Bir şiirden bir romandan bir filmden çıkıp
Her seferinde aydınlık bir inat gibi yeniden karıştım hayata
Hiç el değmemiş gibi yeniden konuk geldim
Odalarınıza, ruhlarınıza
Buraya.
-
Eski aşklarım neredesiniz? Hepinizi özledim.
Şimdi birden bire köşeden çıkıp bana,
yalnızca, Merhaba, deseniz,
O zamanlar hiç mutlu etmediğiniz kadar mutlu edersiniz,
Bir zamanlar bütün ağladıklarımı geri verebilirim size
Sağ olun, demek isterim, sağ olun, sağ olun
Sanki beni yeniden sevdiniz
Ama biliyorum, pis bir yağmur başlıyor, şemsiyem yok yanımda
Yağmurda yürümekten nefret ederken, yürümekte ısrarlıyım gene de
İsterseniz, kederdeki bütünlük, diyelim buna
Ne kadar ıslansam, o kadar çıkacağım sanki
Bir zamanlar çok daha bütün olduğumu sandığım
O yıkanmış zamanlara.
-
Yeni değil keşfine gençlik verilmiş gerçekler
Her zaman yalnızdım
Kitaplar kadar yalnız
Yalnızca yalnızlığımdan gürültücü bir kalabalık yaptım
Herkes için farklı aldanışlar kurtarılmış hayatlar yok pahasına.
-
Her zaman yalnızdım
Yanardağlar kadar yalnız
Ey kafiye sevenler,
Şimdi beni gökyüzünde bir yıldız sananlar, yanıldınız!
Nankörlük etmeyeyim gene de,
Yalnızlığımı daha az hissettiğim anlarım oldu yalnız.
-
Evimde hep aynı anda çalar telefonla kapı
Gene öyle oluyor; hiç yalnız bırakmazlar beni
Yalnızlık bilgisiyle çatılmış arkadaşlıkların korunaklı gölgesinde
Yalnızlık için çalar telefonlar kapılar
İstersen bana uğra, ya da, Akşama buluşalım, ölmeden yapacak çok iş var.
Murathan Mungan
When asked in a 1980 interview with Playboy how he could stop making music when most people wouldn’t have been able to “stop churning out product” he responded, “Most people don’t live with Yoko Ono. To the world, she was to blame for the breakup of The Beatles; to a trapped Lennon, she was sweet freedom.”
…
O eski kadınları bilirsiniz
Keder basınca bilhassa hatırlanan
Sokaklarda yaşanmış veya evde
Karanlığın ortalık yerinde beyaz
Ve sevgili olan enine boyuna
…
O zavallı kadınları bilirsiniz
Sevildi mi pekala sevilebilen
Geceyken yağmurluyken hava
İyice inceltip ufak yüzlerini
Birebir gelirler yağmura karanlığa
O eski kadınlar o zavallı
Onun bedeni bir tımarhane.
İçinde birçok işçi, deli ve çalışkan!
Onun bedeni bir kule.
İçinde birçok basamak, karanlık ve nemli.
Güldürerek çıkarır merdivenlerden,
Ağlatarak indirir aşağı.
Onun bedeni bir küre.
Yüzeyi çok giz, parlak ve akışkan.
Döndürdükçe gösterir çarpıtmaz,
Zamana saygılı ve acıyan.
Nilgün Marmara
Yalnızlıklarımı.